hayata yetişmek

umarım iyisinizdir. ben yine bir akşam işlerime yetişememenin verdiği huzursuzlukla sayfalarca ajanda doldurdum. hızımı alamayıp bir de buraya geldim. hoş şimdi daha iyi hissediyorum. mükemmeliyetçilik diyemem ama başkasına devredip onunla uğraşacağıma kendim yaparım diyorum ve görevimden fazlasını yükleniyorum hep. son bir aydır daha dikkatliyim ancak pek bir şey değiştiğini söyleyemem. akşam olunca yine yapılmayı bekleyen birçok madde görüyorum planlayıcıda. bırakın 'an'ı yaşamayı günde bile kalamıyorum. sanki hayat gidiyor ben üç gün geriden koşturuyorum. herkes dakikliğimi övüyor ama bu konuda kendime acımasız davranacağım, çünkü daha iyi olabileceğimin farkındayım. saatim hep beş dakika ilerdedir, iki saatte bir geçen otobüslere mecbur kalanlar beni daha iyi anlayacaktır. bazen kendime çok yüklendiğimi düşünüyorum sonra hızlıca siliyorum bu fikri beynimden. bir şeylerle meşgul olmayı seviyorum ama bazen yapamıyorum. yeni sayfa açıp tek kelime yazamadan ekranla bakışmak beni bitiriyor. mesela şu an bunu yaşıyorum. üç saat içinde beş sayfalık bir metin göndermeliyim ama bilmiyorum ve bilmemekten nefret ediyorum. birine anlatınca 'falan görevlerini bırak' diyorlar. kaçmak çözüm yolu mudur, bu mu öneriniz? ah yaşlandım cidden. ne zaman emekli olacağım benn? bir arkadaşa içten içe sinirlendim sanırım. beklemeyi de bekletmeyi de sevmem. bir programa 11.00 dediysem, 11.00'de başlarım. saatini ayarlayamayanlar yüzünden gelenleri bekletmek/cezalandırmak ne kadar saçma. yazıyı yazamadım ya onun agresifliği var üstümde, siz bana aldırmayın. -dktt- biriken ders notlarını söylememe gerek bile yok. illa kendi notum olacak kafası olduğu müddetçe bende bu durum bitmez zaten. neyse olumlu düşünelim, herhangi bir sorun yok halledebiliyorum. daha iyi olacağına da eminim. bir kahve alıp yazıyı yazacağım ve beynim boşalacak. sonra da uykuu, iyi gecelerr..