kaleme râm olmak

selamlaar! daha ikinci yazım olmasına rağmen burası için 'iyi ki' demeye başladım. hiçbir kuralın olmaması aşırı hoşuma gidiyor. sadece kendi isteklerim üzerinden şekilleniyor, herhangi bir şey kanıtlamama veya dayatmama gerek yok. ne yazım kuralları ne de söz dizimi.. umrumda değil. (özellikle söz dizimi, dersten zor geçtim dnwnm) biraz olsun beynimi boşaltıp ayrılmak istiyorum buradan. sürrealizm için söylenen bir tanım vardır ya 'tüm zihni işleyişi kapatıp kaleme ram olmak.' kendileri gibi bu söylem de biraz gerçeğin üstünde bence. zihni kapatmak pek mümkünatı olan bir şey değil ama o noktaya yaklaştıkça yazıyı hissediyorum. off başkası şu cümleyi kursa eskiden, epey söylenirdim. yavaş yavaş alışıyorum sanırım. düşünüyorum, bir şeyler anlatmak zorunda mıyım, gerçekten söylemek istediğim bir söz var mı? elbette. peki bunu yapmasam bir şey değişir mi? hayır. o zaman inatlaşmak gerekir mi? bilmem. sanırım 'hayır' cevabı biraz acımasız oldu. bilmiyorum. yazmak istediğimi biliyorum, ama bunlar değil. rengarenk kurgular oluşturmak da istemiyorum. şiirlere hiç bulaşmam zaten, onlar önceden söylenmiş bitmiş cümleler gibi benim için. olabildiğince yazı dünyasına bakış açımı anlatmaya çalışıyorum size. uzuun uzun düşündüm, ne yazmayı istiyorum? geçen hafta cevaba ulaştım ve ardından yaşadığım mutluluk tarif edilemez. ben sadece beni heyecanlandıran şeyleri anlatmak istiyorum. evet, fazlasıyla geniş ve çoğu yazar için geçerli bir kaide bu. bir şeylerin varlığını bilmek yeterli değildir bazen karşılaşmak gerekir. bunu fark etmek benim için böyle oldu. herhangi bir türe ait hissedemiyorum. sıra bu yazılara genel bir başlık bulmaya geldi. biraz bahsedince hemen 'deneme' yazıyorsun diye etiketliyorlar. tamam belki bu biraz öyle olmuş olabilir ama deneme yazarı da olamam. size bir şeyler anlatıyorum sanırım 'sohbet' türüne giriyor. konuşmayı pek sevmem ama bu şekilde güzel. birlikte tür olayını da halletmiş olduk buna sevindim :) yazmasam aklıma gelmeyecekti belki de. geçen sene çevrimiçi aldığım türler dersi her ne kadar ilk ve tek büt deneyimimi yaşatmış olsa da öğrenmişim olarak yorumladım. yeri gelecek saçma tarifler vereceğim yeri gelecek müzikleri yorumlayacağız bu iş için bilir kişiymişiz gibi. çünkü her şey böyle güzel. hayatımda fazlasıyla 'bilmiyorum' diyorum, emin olmadığım konu hakkında bırakın fikir sürmeyi yorum bile yapmam. çok faydalı olacağız diye bir şey yok. iyiye de kötüye de ihtiyacımız var. her yer güzelliklerle kaplı değil ve keza her şey bir çöp yığını da değil. kafanızı çevirdiğiniz/odaklandığınız şeyler var sadece. bu yüzden sonradan bu yazılar için kendimi yargılamayacağım diye söz veriyorum kendime. defter arkası yazılar gibi olsun bunlar. hızlıca, düşünmeden alınmış notlar gibi. devamının nasıl şekilleneceğini merak ediyorum. bilinçli olarak dememe gerek yok sanırım, paragraf başı yapmayacağım o yüzden genel olarak kısa tutmak istiyorum. kendime bu şekilde telkin vermesem sayfalarca bir şeyler karalayabilirim. lütfen siz de deneyin birlikte paylaşalım bu yazma heyecanını. son olarak iyi de kötü de var dedim ya, şok sanatı akımına bir göz gezdirmenizi öneririm. çıkış noktasını ele alırsanız güzel bir örnek olabilir. hazır ram olmak söylemi geçmişken şu satırları da buraya bırakayım:

''iradem olduğu gündür senin iradene râm

 bir an olsun yollarda durmak bana oldu haram'' (m.a.e)