biraz korku #2 'vampir' -dracula

 vampirlere bir önceki bölümde giriş yapmıştık, okumadıysanız önce oraya geçmeniz tavsiye olunur.   https://ravenclawogrencisi.blogspot.com/2022/02/biraz-korku-1-vampir.html

bugün biraz daha devam edelim istiyorum. 'vampir' kelimesini ele alarak başlamış olalım. tarihçiler türkçe, lehçe ya da sırpça olabileceğini söylüyor. günümüz çevirisini 'kan emici' olarak düşünürsek türkçedeki obur kelimesini hatırlayabiliriz. ayrıca eski slavca upır kelimesinin de ilk hali olduğuna dair görüşler var. eski olduğu için elimizde net bilgiler yok. :') 

gelelim dracula efsanesine, bram stoker'ın kitabı; konuyla ilgili birçok dizi, film, kitap vs. üretilmesine öncülük etmiştir. vampirlik konusunda çok kötü insanların da öldüğünde vampire dönüşeceğine dair bir inanış var ve bu kategoriye almak daha mantıklı duruyor ama halk daha süslü olayları dinlemeyi seviyor bu yüzden en başından beri vampir olduğuna inanmak daha hoşlarına gidiyor. 

lll. vlad, vlad tepeş, kazıklı voyvoda.. artık ne derseniz, kısaca hayatına bakalım ayrıntıları çok rahat diğer sayfalarda bulabilirsiniz. (evet çok iyi anlatıyorum mwzvnowsm)  eflak prensliği l. beyazıt zamanında vergiye bağlanmıştı ve osmanlı'ya bağlıymış gibi duran lll. vlad'ın babası ll.vlad savaş başlatmış ve yenilmişti. savaş rehinesi olarak babası onu ve kardeşi radu'yu osmanlılara teslim etmişti. ll. mehmet o dönem bir şehzade ve birlikte eğitim aldıkları dönemler de var. o burada okuluna devam etsin o sırada babası günümüz romanya'daki yerli soylulara karşı savaşı kaybetsin. taht böylece boyarların eline geçti. babası ve üvey kardeşi mircea öldürüldü. 16 yaşında bunları öğrenen vlad'ın kızgınlığına hak verebiliriz bence. eflak'a dönüyor ve savaş açarak tahtın başına geçip voyvoda oluyor sonrasında. 

voyvodalık kısmında birçok boyarlıyı kazığa oturtarak öldürdüğüne, kanlarını içtiğine ayrıca osmanlı tarafından gönderilen elçilerin (hamza paşa) ve savaş rehinelerinin de bu şekilde öldürüldüğüne dair bilgiler var. dönem matbaasında basılı hale gelmiş birçok yazılı-görsel kaynaklar var. targovişte gece baskını olarak geçen olayda vlad cizye vergilerini ödemeyi reddeder ve bulgar topraklarına saldırır. beş kilometrelik alanda yirmi bin türk ve bulgarı kazığa oturtarak idam eder. ll. mehmet ordusuyla eflak'a gider ve manzara karşısında osmanlı birlikleri geri çekilir.

kumandanın (mahmut paşa) notlarında geçtiğine göre yirmi bin türk ve bulgar'ın o halini gören askerlerden kusanlar, bayılanlar, aklını yitirecek noktaya gelenler olmuş. böyle bir ortamın betimlemesini yapmak istemiyorum. bu askerlerin bir de hep savaşlarda olduğunu kılıçla mızrakla insan öldürdüğünü düşünün. mesela adamın kafasını kesiyor ve bünye o görüntüye alışık. onlar bile bu şekilde tepki veriyor. bu birlik nereden yola çıkmış bilmiyorum ama ulaşım zorluğunu düşünürsek epey vakit sonra vardıklarını kabul edebiliriz. yirmi bin adet kazıklara oturtulmuş ceset var ortada. hayvanlar çoktan parçalamaya başlamış, toprak kızıla dönmüş, gözünüzün alabildiği yere kadar hep cesetler.. tamam susuyorum, aşırı kötü.

konudan çıkmadan konuyu dağıtayım biraz. bildiğiniz üzere stefan zweig yahudi asıllı alman bir edebiyatçı yazar. savaşın en başında savaş destekçisi oluyor ve keşif ekibinde katiplik gibi görevlerle orduya giriyor. ne zaman ki yaralıların getirildiği muayene çadırını görüyor, savaş destekçisi olduğuna pişman olup hümanist birine dönüşüyor. nazi zulmünden kaçması, intiharı, koleksiyonculuğu.. bir gün kesinlikle ele alalım.

 evet geri dönelim, neden kazıklı voyvoda dendiğini anlamışsınızdır. bu kadar vahşi çok az kişi olmuştur bence. araştırırken okuduğuma pişman olduğum yerler oldu ki severim böyle hikayeleri artık siz düşünün. sonrasında savaşta yeniliyor ve öldürülüyor haliyle. romen halkı ona bir devrimci ve kahraman gözüyle bakıyor. bunun sebebi olarak da adil olduğunu öne sürüyorlar. ne diyeyim, yorum yok. almanya, rusya ve macaristan gibi ülkelerde vampir rivayeti başlıyor. Kitapla birlikte de vlad, ünlü vampir kont dracula'nın yerini alıyor. karpat dağlarındaki şatosunda hayatına devam ediyor, dermişim.

artık toplayıp bu vampir faslını bitirelim. her ne kadar dracula ile başlamış gibi dursa da daha enn başta adem ile havva'nın çocuğu kain'e tanrı tarafından en büyük lanetin verildiği de efsaneler arasında. anlatıya göre lilith hiçbir şey yiyemeyen kain’i hayatta tutmak için ona kendi kanından içirmiş ve böylece kendi soylarının ilk vampirleri oluşmuş. bunun gibi milyon tane hikaye var. günümüz haline geçişte voltaire konuya şöyle bir yorum getirir: “gerçek kan emiciler mezarlarda değil, aramızda. borsa spekülatörleri, tüccarlar ve işadamları halkın kanını her gün emmekteler. Bunlar kesinlikle ölmüyor ama yaşarken çürüyor.” bu hali sizce de çok daha doğru sanırım :)

üzgünüm bi' edward, alice, jasper yok dndsfm. bence başarısızdı ama sevenler vardır belki. henüz tüm vampir filmlerini izlemedim elbette ama güzel yapımlar var. en son dracula untold izlemiştim sonu iyiydi. benden bu kadar, resim olarak lll. vlad'ı eklemeyeceğim tabii ki, luke evans'la idare edelim.